Skip to Content

BA'S, BA'S'I İNKÂR ..

BA

BA'S, BA'S'I İNKÂR
 

Öldükten sonra dirilmeyi reddetmek.
Hayatının başlangıç ve sonu olmayan tek varlık, Allah'tır. Diğer bütün
varlıkların bir başlangıç ve bir sonu vardır. Her canlı gibi insan da doğar,
büyür ve eceli gelince ölür. Ölen insan için kabir hayatı başlar, kıyamete kadar
devam eden kabir hayatından sonra kıyametin kopması ve ikinci defa İsrafil'in (a.s.)
sûr'a üfürmesiyle kabirlerdeki bütün cesetler kendi ruhlarıyla birleşerek
yerlerinden kalkıp, hesaplarının görüleceği geniş bir sahaya toplanırlar. Ahiret
hayatının diğer merhalelerinden geçtikten sonra, iman ve amelleri nisbetinde
Allah'ın kendilerine takdir etmiş olduğu Cennet veya Cehennem'e giderek ahiret
hayatının devamını yaşamaya başlarlar.

İşte insanın öldükten sonra dirilmesi
ve ahiret hayatına başlamasına "ba's" denir. Öldüren ve dirilten Allah'tır.
Ölümün ve dirilmenin nasıllık ve niceliğini tam manasıyla bilmemekle birlikte;
bunlar hakkında verilen haberlerin doğruluğuna kesinlikle inanmamız
istenmektedir. Haberin doğruluğu, onu bildiren zatın doğruluğuna bağlıdır. Ölümü
ve öldükten sonra dirilmeyi haber veren, Allah ve O'nun peygamberidir. Bilindiği
gibi öldükten sonra dirilmeye iman etmek imanın esaslarından biridir. Cibril
Hadisi adı ile şöhret bulan bir hadiste Peygamberimiz (s.a.s.) imanın şartları
konusunda şu ifadeleri kullanmaktadır: "...Allah'a, Meleklerine, Kitabına,
Allah'a kavuşmaya, ve Peygamberlerine ve öldükten sonra dirilmeye inanman, bir
de bütün kadere inanmandır."[1]
Hadiste bildirildiği gibi altı maddeden ibaret olan iman esaslarının hepsine
birden inanmak farzdır. Bunlardan bir tanesini bile inkâr etmek, bütününü inkâr
demektir. Dolayısıyla öldükten sonra dirilmeyi inkâr etmek küfür olup ebedî
Cehennem azabını gerektirir. "Ba's" olayının dünyada benzerlerini görmek son
derece mümkün ve kolay bir husustur.

"Allah -ölenin- ölümü zamanında,
ölmeyenin de uykusunda ruhlarını alır. Bu suretle hakkında ölümü hükmettiği ruhu
tutar, diğerini muayyen bir vakte kadar salıverir. Şüphe yok ki bunda iyi
düşünecek bir kavim için kesin ibretler vardır."
(ez-Zümer, 39/42).

Bütün varlıkları yaratan ve herkesin
sırlarını bilen Allah, ömürleri tamam olup ölecek olan nefisleri öldükleri
zamanda ve ömürleri tamam olmayıp ölmeyecek olanları uykuları zamanında tutar,
onları cesetlerine bırakmaz. İbn Abbâs'ın ifadesine göre:

"İnsanda bir nefis ve bir ruh vardır.
Aralarındaki fark güneş ile şuaları gibidir. Nefis, kendisiyle akıl ve temyiz
yapılan; ruh da teneffüs ve hareket yapılandır. Ölüm halinde ruh ve nefis
birlikte vefat ederken, uykuda yalnız nefis vefat eder." Ayetten ve izahından
anlaşılacağı gibi ölüm ve öldükten sonra dirilmenin bir benzerini insan oğlu
uyuma ve uyanmasıyla yaşamaktadır.

Geçmişte ve günümüzde inananların
dışında- insanların büyük bir kısmı öldükten sonra dirilme gerçeğini iki
sebepten kabul etmek istememişlerdir. Birincisi, akıl ile idrak edememeleri,
ikincisi de dünyada yaptıkları isyanlarının hesabını verme korkusu. Her iki tür
insana cevap ve müminlerin imanlarını takviye açısından Kur'an'da konu ile
ilgili bir çok ayet vardır. Ayetlerden bir kısmı bu dünyada meydana gelen
öldürme ve diriltme olaylarını göz önüne sermektedir:

1)
İsrailoğullarından biri, zulmen öldürüldü fakat, cezanın tatbik edilebilmesi
için katil bulunamadı. Allah onlara bir sığır kesmelerini emretti, sığır kesildi
ve yine ilâhî emir gereği, kesilen sığırın bir parçası maktûle vuruldu, maktûl
de Allah'ın izni ile dirilerek kendisini kimin öldürdüğünü söyledi.[2]

2)
Babil hükümdarı Buhtunnasrın, Kudüs ve civarını zaptedip harabeye çevirdi.
Halkının bir kısmını öldürdü, bir kısmını da esir aldı. Esirler içerisinde
bulunan -kuvvetli rivayete göre Hz. Üzeyir (a.s.) Bâbil zindanlarından kaçarak
Kudüs'e geri dönüp oranın harap halini görünce de buranın eski haline nasıl
geleceğini üzüntü ile düşünmüştü. Bunun üzerine Allah, Üzeyir'in (a.s.) ruhunu
alır ve yüz sene müddetle onu bu vaziyette bırakır. Yüz sene sonra dirilince
yanındaki yiyeceklerinin aynen durup bozulmadığını, merkebinin ise kemiklerinin
bile çürüyüp parçalandığını görür. Üzeyir (a.s.) bu durumda ancak bir gün veya
daha az bir zaman kaldığını zanneder. Sonra Allah kudretiyle, Üzeyir'in (a.s.)
merkebinin kemiklerini bir araya getirerek etlerini giydirir. Bütün bu hâdiseler
Allah'ın emriyle meydana gelmektedir.[3]

3)
Hz. İsa'nın (a.s.) mucizelerinden biri de ölüleri diriltmektir.[4]

4)
Hz. İbrahim (a.s.), Allah'tan, ölüleri nasıl dirilteceğini göstermesini istedi.
Ancak bu isteğinin, inançsızlığından değil, bilâkis kalbinin mutmain olması için
olduğunu ifade etti. Allah O'na "O halde kuşlardan dördünü tut, onları
kendine çek (iyice incele), sonra (kesip) her dağın başına onlardan birer parça
koy. Sonra onları kendine çağır; koşarak sana geleceklerdir... " (el-Bakara,
2/260) buyurdu. Hz. İbrahim de emredilenleri yapmış, kestiği kuşların etlerini
birbirine karıştırarak her birinden birer parçayı dağlara koymuş, sonra da
onları çağırdığında kuşların her bir parçasının kendi vücutlarıyla birleşerek
Allah'ın izniyle canlanıp yanına geldiklerini görmüştür.

5)
Kur'an kâfir kral Dekyanos zamanında yaşayan birkaç mümin gencin, kralın
zulmünden kaçarak mağarada saklanmaları hadisesini (Ashabu'l-Kehf olayını)
anlatır. Özetle Kur'an'ın bildirdiğine göre bu gençler gizlendikleri mağarada
üçyüzdokuz yıl uyurlar. Uyandıklarında bir gün veya daha az bir müddet
uyuduklarını sanan gençler, içlerinden birini yiyecek almak üzere şehre
gönderirler. Şehir değişmiş, kral değişmiş, halk hristiyan olmuştur. Alış veriş
için kullanmak istediği paranın kâfir yönetici Dekyanos zamanına ait olduğu
farkedilir. Genç ve arkadaşlarının hazine bulduğunu zanneden halk, gençle
birlikte mağaraya gelirler. Genç, arkadaşlarına haber vermek üzere mağaraya
girer ve bir daha dışarı çıkmaz.[5]

Yukarda bildirilen ve Kur'an'la sabit
olan bu olaylar, öldükten sonra dirilme hadisesinin, bizzat insan hayatı
üzerindeki canlı misalleridir. Bunlardan başka Allah, insanlardan Ba's'ı anlamak
ve ibret almak isteyenler için tabiattan da bir çok örnekler ve misaller
vermiştir: Hac suresi beşinci ayette Allah, öldükten sonra dirilme konusunda
kuşku içinde olanları ikaz etmek üzere şöyle buyuruyor:

"Ey insanlar, eğer öldükten sonra
dirilmekten kuşkuda iseniz (bilin ki) biz sizi (önce) topraktan, sonra nutfe
(sperma)den, sonra alaka (embriyon) dan ,sonra yaratılışı belli belirsiz bir
çiğnem et parçasından yarattık ki, size (kudretimizi) açıkça gösterelim.
Dilediğimizi belirtilmiş bir süreye kadar rahimlerde tutuyoruz, sonra sizi bir
bebek olarak çıkarıyoruz. Sonra güç (ve kabiliyetler)inize ermeniz için (sizi
büyütüyoruz). içinizden kimi (henüz çocukken) öldürülüyor, kimi de ömrün en kötü
çağına (ihtiyarlığa) itiliyor ki, bilirken bir şey bilmez hale gelsin
(çocukluğundaki gibi vücutça ve akılca güçsüz bir duruma düşün). Yeri de
kurumuş, ölmüş görürsün. Fakat biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman
titreşir, kabarır ve her güzel çiftten bitirir." "Bu böyledir. Çünkü Allah, tek
gerçektir. (Her şey O'nunla varlık kazanır) ve O, ölüleri diriltir ve O, her
Şeyi yapabilir... Allah kabirlerde olanları diriltecektir."
(el-Hacc, 22/5-7)

"O ki rüzgârları rahmetinin önünde
müjdeci gönderir. Nihayet onlar, ağır ağır bulutları yüklenince, onu ölü bir
memlekete yollarız; onunla su indirir ve türlü türlü meyveler çıkarırız. İşte
ölüleri de böyle çıkaracağız. Herhâlde bundan ibret alırsınız."
(el-A'râf, 7/57).

Mekke müşriklerinden Adîy b. Rabîa,
Hz. Peygamber'e (s.a.s.) kıyamet hakkında soru sordu o da kıyametin kopacağını
ve bütün insanların kabirlerinden dirilerek kalkacaklarını söyledi.
Anlatılanları aklı ile kavrayamayan Adiy ve benzerlerine cevap olmak üzere
Allah, "İnsan, bizim kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayacağımızı mı
sanıyor? Evet, toplarız, onun parmak uçlarını bile düzeltmeye gücümüz yeter."
(el-Kıyame, 75/3, 4) ayetini inzal ediyor.

Bunlardan başka daha bir çok ayetlerde
Allah, -kâfirlerin inkârlarına rağmen- insanların, ölümlerinden ve toz toprak
olmalarından sonra, vakti gelince tekrar dirilteceğini, hesaplarının görülmesi
için mahşere sevkedileceklerini belirtmektedir. Verilen bu bilgiler, gayb
alemine ait bilgilerdir. Bunların mantık veya müsbet ilimle izah ve ispatı söz
konusu değildir. Ancak, ayetler üzerinde düşünen insanlar dirilme olayının
gerçekliğini kavrayabilirler. İnsanı ve tüm varlıkları, modeli yok iken ilk defa
yaratmaya muktedir olan bir varlık, onları öldürdükten sonra tekrar diriltmeye
de güç yetirebilir. Müminler, dirilmeye inanırlar. İnanmayanları ise Allah
"kâfir" olarak nitelendirmiştir.[6]
Ayrıca geniş bilgi için Kur'an-ı Kerîm'in şu ayetlerine bakılabilir: 2/28, 6/29,
30, 94, 16/38, 17/51, 20/102, 31/28, 58/6, 64/7, 36/52, 22/7, 19/33, 17/49.[7]

 

 

[1]
Müslim, İmân, 8.

[2]
el-Bakara, 2/73.

[3]
el-Bakara, 2/259.

[4] Al-i
İmran: 3/49.

[5]
el-Kehf, 18/9-26.

[6]
et-Tegabün, 64/7.

[7] Cengiz
Yağcı, Şamil İslam Ansiklopedisi: 1/202-204.

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar