Skip to Content

Rabıta

Râbıta-i Şerife Tevhîde Aykırı Olmadığı Gibi Bid‘at da Değildir

“Ve bu râbıtanın mevcut olup olmadığını tesbit için tefsirler, hadisler ve sûfiyyenin kitapları taranmıştır. Hiçbirisinin herhangi bir yerinde, râbıtanın şerîatta olduğunu ifâde eden bir ibâreye rastlanmamıştır. Belki bu râbıta müteahhirînden câhil sûfîlerin ihdâs eylediği bir şeydir. Binâenaleyh, tevhîde münâfî ve dinde büyük fitnedir.”

Bu sözleriniz;

“Yâr nezdikter ez men bimenest
Ve in acepter ki men ezvay dûrem”

(Dost bana, benden daha yakın. Ne tuhaftır ki, ben ondan uzağım) nev‘indendir.

Ve yine,

“Yerâ eşcâru fâkın, velâ yerâ mâ nekaşe alâ zufrih”

Râbıtanın Meşru‘iyeti Âyet-Hadis-İcmâ‘ ve Kıyas ile Sâbittir

“Eğer, ‘Râbıta hakkında Hâlid Efendi’nin ve diğer birçok ulemânın risâleleri ve cevâzı hakkında da delilleri vardır’ denilecek olursa, cevâben derim ki: Onların herbiri tarafımızdan mütâlaa olundu ve oradaki delillerin, “Evhenü min beyti’l-ankebût”(30) olduğu anlaşıldı.”

Yâhu, her şeyden evvel o deliller; âyet, hadis ve Allah dostlarının icmâ‘ıdır. Bu itibarla (hâşâ) “örümcek ağından daha zayıf” değildir. Tam aksine, “Erfeu min âlemi’l-melekûti ve a‘lâ min Arşi’l-Ceberût”tur. Yani melekût âleminden daha yüksek, ceberût olan Allâh’ın Arş’ından daha a‘lâdır.

İçeriği paylaş

Son yorumlar