Skip to Content

İrşâd .

İrşâd

İrşâd

       

‘Irşad' kavramının kökü ‘rüşd' kelimesidir. ‘Rüşd';
doğru yolda olmak, doğru yolu bulmak, doğru düşünmek, doğruyu yanlıştan ayırt
etme gücüne sahip olmak demektir. Rüşd, ‘ğayy'ın, yani sapıtmanın, azmanın
karşıtıdır (2/Bakara, 256). İrşad ise, yol gösterme, doğru yolu gösterme,
uyarma, Allah yoluna iletme demektir.

İnsanları irşad ederek doğru yolu gösteren şeye
veya kişiye ‘mürşid' denir. İnsanlara hidayeti, yani dosdoğru yolu gösteren,
onların bu yola girmesinin imkânlarını hazırlayan Allah (cc) ‘er-Reşíd'tir, yani
insanları ‘irşad' edendir, hidâyeti gösterendir (11/Hûd, 87).

İrşad; insanları dünya ve âhiret mutluluğuna
kavuşmaları için onları hak yola, hidayet yoluna çağırıp, salih amel
işlemelerini, iyi ahlâka sahip olmalarını tavsiye etmek, onları ma'rûfa (iyi
olan şeylere) dâvet etmek, onları münker (kötü) olan şeylerden sakındırmak
demektir. Bu anlamda hem müslümanları hem de gayri müslimleri ‘irşad' etmek
mümkündür. Gayri müslimleri irşad, onların Hak din olan Islâma dâvet edilmesi ve
onların müslüman olmasını sağlanmasıdır. Müslümanları irşad ise, onları
imanlarının gereği olan salih amel işlemeye dâvet, onları günahtan sakındırmak
ve güzel insanlar olmaya dâvettir.

İrşad kavramı ile, dâvet ve ‘emr-i bi'l ma'ruf-
nehy-i ani'l Münker' emirleri arasında bir bağlantı vardır. Ma'ruf olanı
(iyilikleri) insanlara ulaştırmak, onları ma'rufa yöneltmek; onları münkerden
(kötü olan şeylerden) sakındırmak müslümanların birbirlerine karşı görevidir. Bu
görev farz ibâdetlerdendir. Elbette böylesine güzel bir görevi öncelikli olarak
Islâmı daha iyi yaşayan insanlar, takva sahipleri ve alimler yapacaklar.
Günahların içerisinde olan bir kimsenin, başkasını günahtan sakındırması kolay
değildir.

Kur'an-ı Kerim, müslümanlar arasından bir grubun
insanları ‘hayra' dâvet etmek üzere çalışmalarını emrediyor (3/Âl-i İmrân, 104).
İşte bu irşad görevidir. İrşad faaliyeti güzel anlatma, sevdirme, ısındırma,
ikna etme, inandırma gibi en hoş yöntemlerle olmalı. Ister gayri müslimleri
Islâma dâvet etmek üzere çalışılsın, ister müslümanları uyarmak üzere
uğraşılsın; yöntemin çok güzel ve tabii olması gerekir.

İnançlar ve düşünceler kitleler tarafından ne
zorla benimsenir ne de kısa zamanda kabul edilir. O inançlara bağlı kişiler,
başkalarına inandıkları doğruları en güzel bir biçimde anlatır ve onları ikna
ederler. Yanlıştan vazgeçirmenin yolu da budur. Suçlara karşı verilen cezalar
bazen iyi sonuç vermemektedir. Ancak insan suç işleme duygusundan uzaklaşırsa,
suçlar azalır. Bunu en güzel şekilde yapmanın yolu da irşaddır.

‘İrşad', faâliyeti bir ibâdettir. Bu hem
müslümanların dinlerini daha iyi yaşamalarını sağlayacak bir yoldur, hem de
cehennem adayı gayri müslimlerin kurtuluşuna sebep olabilecek bir çalışmadır.
Bütün peygamberler kendi çağlarının irşad edicileridir, mürşidleridir. Hz.
Muhammed (s.a.s.) kıyâmete kadar gelecek olan insanların en mükemmel ve en son
mürşididir.

Kur'ân-ı Kerim, kitap olarak bütün insanları
irşad eden en canlı mürşiddir. İnsanları irşad etmek, onların dünya ve âhiret
mutlulukları için çalışmak, çabalamak demektir. Bu görevi en başta alimler ve
takva sahibi güzel müslümanlar yerine getirir. Peygamberimiz, kendisi insanları
irşad ettiği gibi, kendinden sonra gelen bâtıl yol sahiplerinin irşad edilmesi
için, sözlerinin ve Kur'an'ın o insanlara ulaştırılmasını söylüyordu.

İrşad ibâdeti belli bir takım kişilerin
tekelinde değildir. İrşad, yalnızca ‘izinli, yetkili falanca alimin
yetkisindedir, bu işi başkası bilmez' anlayışı yanlıştır. Bazı alimler
kendilerine ait bazı yöntemlerle yanlış yolda olanları İslâmî hayata dâvet
edebilirler. Bu güzel bir şeydir. Ama bu demek değildir ki bu gibi hayra dâvet
faaliyeti, bazı törenlerle, bazı isimlerle, çok özel metodlarla yapılacak.
Müslüman gücü yettiği ve dili döndüğü kadar, ailesinde ve çevresindeki insanlara
‘mürşid' olmaya çalışabilir.

Toplulukların bazen başkana, lidere, imama
ihtiyaçları olduğu gibi irşad edici mürşidlere de ihtiyacı vardır. Bildiklerini
hayatlarına uygulayan alimler ve güzel insanlar bu işi daha güzel yaparlar.
İrşad edicilerin rehberi şu âyet olmalı: "Ey Peygamber! İnsanları Rabbinin
yoluna hikmetle ve güzel öğütlerle dâvet et. Onlarla en güzel bir şekilde
mücadele et…" (16/Nahl, 125) (14)

 

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

Son yorumlar