Skip to Content

Merak edilen islami kavram ve konuların farklı görüş ve düşüncelerle bir arada paylaşıldığı ortam.

FECİR NEDİR

Güneşin doğmaya başlama zamanı, tan vakti, güneşin doğmasından önceki alacakaranlık.

Fecr (yahut fecir) sözlük anlamı yarmak demektir. Araplar yerden suyun toprağı yararak çıkıp akmasına inficâr derler. Sabah aydınlığına, şafak sökmesine ve tan yerinin ağarmasına da fâil manasında masdar olarak fecr derler ki, geceyi ve karanlığı aydınlığı ortaya çıkardığından dolayı ona bu ad verilmiştir.

Namaz, oruç ve hac gibi ibadetler belli bir vakit içersinde yerine getirilir. Yani bu ibadetlerin belirlenen o zamanlarda yapılması şarttır. Bu vakitler ya güneşe göre veya aya göre tespit edilir. Mesela günde beş defa kılınan namazların vakitleri güneşe göre; yılda bir ay tutulan ramazan orucunun başlangıç ve sonu da, gökteki aya göre tayin ve tesbit edilir.

Sabır Ve Namaz.

"Ey mü'minler! Sabırla ve namazla Allah (c.c.)'tan yardım isteyin. Hiç şüphesiz Allah (c.c.) sabredenlerle beraberdir."[1]

Ölümlü, zayıf ve gücü sınırlı olan insanın, en
bü­yük güç kaynağı ile yani Yüce Allah (c.c.) ile ilişki kur­ması, karşılaştığı
zorluklar, sınırlı gücünün kapasitesini aşınca O'ndan yardım istemesi mutlaka
gereklidir. Ne zaman? Gizli, açık bütün şer güçler ile karşı karşıya kalınca...

İç güdü ve ihtirasları engellemek ile arzuların
kış­kırtması arasında doğru yolda ilerlemenin üzerine bin­dir­diği sıkıntı ağır
bir baskıya dönüşünce...

Râbıta-i Şerife Tevhîde Aykırı Olmadığı Gibi Bid‘at da Değildir

“Ve bu râbıtanın mevcut olup olmadığını tesbit için tefsirler, hadisler ve sûfiyyenin kitapları taranmıştır. Hiçbirisinin herhangi bir yerinde, râbıtanın şerîatta olduğunu ifâde eden bir ibâreye rastlanmamıştır. Belki bu râbıta müteahhirînden câhil sûfîlerin ihdâs eylediği bir şeydir. Binâenaleyh, tevhîde münâfî ve dinde büyük fitnedir.”

Bu sözleriniz;

“Yâr nezdikter ez men bimenest
Ve in acepter ki men ezvay dûrem”

(Dost bana, benden daha yakın. Ne tuhaftır ki, ben ondan uzağım) nev‘indendir.

Ve yine,

“Yerâ eşcâru fâkın, velâ yerâ mâ nekaşe alâ zufrih”

Râbıtanın Meşru‘iyeti Âyet-Hadis-İcmâ‘ ve Kıyas ile Sâbittir

“Eğer, ‘Râbıta hakkında Hâlid Efendi’nin ve diğer birçok ulemânın risâleleri ve cevâzı hakkında da delilleri vardır’ denilecek olursa, cevâben derim ki: Onların herbiri tarafımızdan mütâlaa olundu ve oradaki delillerin, “Evhenü min beyti’l-ankebût”(30) olduğu anlaşıldı.”

Yâhu, her şeyden evvel o deliller; âyet, hadis ve Allah dostlarının icmâ‘ıdır. Bu itibarla (hâşâ) “örümcek ağından daha zayıf” değildir. Tam aksine, “Erfeu min âlemi’l-melekûti ve a‘lâ min Arşi’l-Ceberût”tur. Yani melekût âleminden daha yüksek, ceberût olan Allâh’ın Arş’ından daha a‘lâdır.

TASAVVUFTA RABITA

RABITANIN İSBATI

Eğer denilirse,rabıtaya sabit delil var mıdır? Biz de deriz ki evet vardır.Kitap, sünnet ve kıyas-ı fuhaka ile delil sabittir

Kitap ile sübutu Hak Tealanın: Vebtağuu ileyhil-vesiileti kavli şeifidir.Manayı latifi:”Allahu Tealanın tarafına takarrub ve yaklaşma için vasıtayı arayınız”demektir.

Eğer burada vesileden murad rabıta başka bir şey denilirse; biz derizki:mana da umumidir.Vesile aramakla emir sabit oldu ise ; rabıta vesilelerin en faziletlisidir.Çünkü vesile “Peygamberimiz” allalllahü teala aleyhi ve selemdir yahut vekilleridir.

Yine Hak Tealanın:

İçeriği paylaş

Son yorumlar